Ana Sayfa Hakkımızda Hizmetler Ödüller Ekip Yayınlar Kariyer İletişim TÜRKÇEENGLISH Devin Law & IP — İstanbul
← Tüm Yayınlar
KategoriMarka
Yayın Tarihi18 Ağustos 2026
Yazarlar
Uğurcan TekinOrtak
Alican TekinOrtak

Markanın İdari İptali: TÜRKPATENT Yolunun İlk Bilançosu

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 26'ncı maddesi yedi yıl boyunca kâğıt üzerinde vardı, uygulamada yoktu. Tescilli bir markayı iptal etme yetkisini mahkemelerden TÜRKPATENT'e aktaran hüküm 192'nci maddeyle ertelenmişti; geçici 4'üncü madde de bu arada mahkemelerin 26'ncı maddedeki usul ve esasları uygulamaya devam etmesini öngörüyordu. Bu düzen 10 Ocak 2024'te sona erdi. Yetkiyle birlikte gelmeyen şey usuldü.

Boşluk on dört ay sürdü. Kurum Ocak 2024'ten itibaren yetkiliydi ancak uygulama yönetmeliği yoktu; bu pencerede iptal talebinde bulunanlar, dosyalarının nasıl ele alınacağına dair bir çerçeve olmadan bekledi. 15 Mart 2025 tarihli ve 32842 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklik Yönetmeliği, Uygulama Yönetmeliği'ne 30/A ve 30/B maddelerini ekleyerek ve ilgili bölümün başlığını "İtirazlar, Kullanım İspatı, İptal ve Uzlaşma" olarak değiştirerek boşluğu kapattı. On sekiz aylık uygulamadan sonra yeni yolun şekli, değerlendirilebilecek kadar belirginleşti.

İptal, mahkeme salonundan sicile taşındı — ispat yükü de onunla birlikte taşındı.

Ne, Hangi Sebeple İptal Edilebilir

26'ncı maddenin birinci fıkrası dört sebep sayıyor. Uygulamada hacim yaratan tek sebep, 9'uncu maddenin birinci fıkrasındaki kullanmama hâli: tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan, tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen marka. Diğer üç sebep — marka sahibinin fiilleri veya gerekli önlemleri almaması sonucu markanın yaygın bir ad hâline gelmesi, marka sahibi tarafından veya izniyle kullanım sonucunda malın veya hizmetin niteliği, kalitesi ya da coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltır hâle gelmesi ve garanti markası ile ortak markada teknik şartnameye aykırı kullanım — mevcut ancak seyrek ileri sürülüyor.

Kullanmama sebebinin iki özelliği, talep hazırlanmadan önce dikkate alınmalı. 9'uncu maddenin ikinci fıkrası, markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılmasını da, yalnızca ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılmasını da kullanım sayıyor. Üçüncü fıkra ise marka sahibinin izniyle kullanımı — yani lisanslı kullanımı — marka sahibi tarafından kullanım kabul ediyor. Yalnızca sicildeki hak sahibinin, tescil edildiği şekliyle markayı kullanmasının kullanım sayılacağı varsayımıyla kurulan bir iptal talebi, olgusal olarak çöker.

İspat Yükü Ters Yönde İşliyor

Olağan bir idari başvuruda iddiasını ispatlayan taraf başvurandır. 30/A maddesi kullanmama sebebi bakımından bunu tersine çeviriyor: kullanımı ya da kullanmamanın haklı sebebini ispat etmesi gereken taraf marka sahibi. Talep sahibinin ispat yükü, menfaatini ortaya koymak ve hangi mal ve hizmetlere yöneldiğini belirlemekle sınırlı. Bu, yeni yolun en sonuç doğuran özelliğidir ve iptali hükümsüzlük davasından gerçekten farklı bir araç hâline getiren şey de budur.

Marka sahibinin cevap süresi bildirimden itibaren bir ay; bu bir aylık süre içinde talep edilmesi hâlinde bir aya kadar ek süre veriliyor — 26'ncı maddenin yedinci fıkrası ve 30/A maddesi aynı ifadeyle. Bunun ötesinde bir takdir alanı yok. İlk bildirimi rutin bir yazışma sayıp ayın geçmesine izin veren marka sahibi, pratikte talepte belirtilen mallar bakımından markasını kaybetmiştir.

“Talebin sunulmasından önceki üç ay dosya bakımından görünmezdir. Bir talebin geleceğini duyduğu için markayı kullanmaya başlayan marka sahibi, Kurumun dikkate almak zorunda olmadığı bir delil üretmiştir.”

Kuralı işlevsel kılan hüküm 26'ncı maddenin dördüncü fıkrası. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek, talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmıyor. Hükmün lafzı salt zamanlamadan çok "düşünülerek" gerçekleşen kullanımı hedefliyor; pratik etkisi ise ilgili dönemin sonunda üç aylık bir dışlama alanı. Bir talebin geldiği sezildikten sonra marka sahibine "bir an önce kullanmaya başlayın" demek, kabul edilemez delil üretmeye yönlendirmektir.

Emanet Mekanizması ve Maliyeti

30/B maddesi, Türk sınai mülkiyet uygulamasında emsali olmayan bir ücret yapısı getirdi. İptal talebi aynı anda yapılan iki ödeme içeriyor: Kurum ücreti ve emanet tutarı. 31 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 2026 tarifesine göre 02.01.30 kodlu marka iptal ücreti ile 02.01.31 kodlu marka iptal talebi emanet tutarının her biri 35.320,00 TL. Talep sahibi dosyayı açmak için 70.640,00 TL ödüyor.

Emanet tutarı sonuca göre dağıtılıyor. Talep tümüyle reddedilirse emanet marka sahibine, tümüyle kabul edilirse talep sahibine gidiyor. Sonuç kısmî ise — bir kısım mal bakımından iptal, diğerleri bakımından ret — emanet Kuruma gelir kaydediliyor. Kararın kesinleşmesinden itibaren on yıl içinde talep edilmeyen tutarlar Kuruma gelir kaydediliyor. Mekanizma, 15 Mart 2025'ten önce yapılmış taleplere geriye dönük uygulanmıyor.

Düzenlemenin amacı yeterince açık: spekülatif talepleri fiyat yoluyla elemek ve dayanaksız bir dosyaya çekilen marka sahibini telafi etmek. Sonucu da o kadar açık ve bunu üreten kısmî sonuç kuralı. İyi hedeflenmiş bir talep — kullanım görülmeyen malları tam olarak hedefleyen, kullanımın belli olduğu malları dışarıda bırakan bir talep — kısmen kabul edilmeye en yatkın taleptir; kısmî kabul ise talep sahibinin hiçbir şey geri alamadığı tek sonuçtur. Ücret yapısı, iyi yazılmış talebi değil hep-ya-hiç talebi ödüllendiriyor. Bunu açıkça söylemek gerekir, çünkü bir vekilin aksi hâlde vereceği tavsiyeye ters düşüyor.

Kimsenin Beklemediği Cümle

30/A maddesinin onuncu fıkrası, benzer mal veya hizmetler yönünden iptal kararı verilemeyeceğini söylüyor. Bu cümle, kabulden önce paylaşılan taslakta yer almıyordu ve yayımından bu yana anlamı tartışılıyor. Dar yorumda hüküm, Kurumun talep kapsamıyla bağlı olduğunu ve iptali talep sahibinin yönelmediği mallara genişletemeyeceğini teyit etmekten öteye gitmiyor. Geniş yorumda ise bir mal bakımından kullanım ispatlandığında Kurumun o mala benzer mallar yönünden iptal veremeyeceği anlamına geliyor; bu da Kurumun, kullanım değerlendirmesi olması gereken bir incelemenin içinde benzerlik değerlendirmesi yapmasını gerektirir ve itiraz sürecinin mantığını, tam da ondan kaçınmak için tasarlanmış bir usule taşır.

Belirsizlik giderilene kadar pratik tavsiye, talepteki mal listesini bir itiraz dilekçesindeki özenle yazmaktır: hedeflenen malları sınıf başlığıyla değil tek tek belirlemek ve bir sınıf içindeki tek bir mal için sunulan kullanım delilinin o malla sınırlı kalacağını varsaymamak.

Kararın Etkisi Ne Zaman Başlar

27'nci madde ticari sonuç doğuran bir ayrım yapıyor. Hükümsüzlük kararı başvuru tarihinden itibaren etkili — tescil hiç doğmamış sayılır. İptal kararı ise iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren etkili. Talep üzerine ve iptal şartlarının daha önceki bir tarihte doğmuş olması hâlinde kararın o tarihten itibaren etkili olmasına karar verilebiliyor.

Bu son cümleyi atlamak kolay, atlamak da pahalı. Talep sahibi bir tecavüz iddiasına karşı savunma yapıyorsa ya da kendi başvurusu için sicilin belirli bir tarih itibarıyla temizlenmesi gerekiyorsa, daha önceki etki tarihi ayrıca talep edilmeli ve şartların doğduğu tarih ileri sürülmelidir. Kendiliğinden verilmiyor.

İptal mi, Dava mı

Yol idari; karar dosya üzerinden, duruşmasız ve bilirkişi incelemesi olmaksızın veriliyor. Markalar Dairesi kararına karşı bildirimden itibaren iki ay içinde Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'na itiraz edilebiliyor; Kurul kararına karşı da iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde dava açılabiliyor. Dava açılması, iptalin sicile işlenmesini kendiliğinden durdurmuyor.

Hükümsüzlük davasıyla karşılaştırma basit değil. İptal daha hızlı, mahkeme dosyası gerektirmiyor ve ters çevrilmiş ispat yükü, talep sahibinin marka sahibinin ticari faaliyetine görüş imkânı olmadığı hâllerde gerçek bir avantaj. Buna karşılık 70.640 TL'lik giriş maliyeti peşin ödeniyor ve iyi yazılmış bir talepte en olası sonuçta geri alınamıyor; usulde, zayıf bir kullanım dosyasının sınanabileceği sözlü bir aşama yok; etki tarihi de tescilden değil talepten başlıyor. Amaç, kendi başvurunuzun önünü tıkayan bir markayı temizlemekse iptal genellikle doğru araç. Amaç, hiç tescil edilmemesi gereken bir markayı düşürmekse, başvuru tarihine kadar geriye ulaşan tek yol hükümsüzlüktür.

Kaynaklar

  • 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, m. 9, 26, 27, 32 ve 192 ile geçici m. 4
  • Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik, RG 15 Mart 2025, S. 32842 (m. 30/A ve 30/B'nin eklenmesi)
  • TÜRKPATENT — marka işlem ücretleri (02.01.30 ve 02.01.31 kodları, 2026 tarifesi)
  • Türk Patent ve Marka Kurumunca 2026 Yılında Uygulanacak Ücret Tarifesine İlişkin Tebliğ, RG 31 Aralık 2025 (5. Mükerrer)