Ana Sayfa Hakkımızda Hizmetler Ödüller Ekip Yayınlar Kariyer İletişim TÜRKÇEENGLISH Devin Law & IP — İstanbul
← Tüm Yayınlar
KategoriMarka
Yayın Tarihi28 Ağustos 2026
Yazarlar
Uğurcan TekinOrtak
İnci ÖzçilsalAvukat

Kötü Niyetli Marka Başvuruları: Gerçek Hak Sahibinin Elindeki Araçlar

Marka hukukunda tescil ilkesi esastır; hak, kural olarak markayı önce tescil ettirene ait olmaktadır. Ancak bu ilke, tescil sisteminin dürüstlük kuralına aykırı biçimde kullanılmasına izin verildiği anlamına gelmemektedir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası, kötü niyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceğini açıkça öngörmektedir. Tescil gerçekleşmişse aynı sebep, Kanunun 25 inci maddesi uyarınca hükümsüzlük davasının konusunu oluşturmaktadır.

Kötü niyet, Kanunda tanımlanmamıştır; her somut olayda başvuru anındaki koşulların bütünü değerlendirilmektedir. Başvuru sahibinin işareti bilmesi veya bilmesi gerekmesi, başvurunun ardındaki ticari mantığın yokluğu, işareti kullanma niyeti bulunmaksızın engelleme veya pazarlık amacı güdülmesi, değerlendirmede dikkate alınan başlıca unsurlardır.

Kötü niyet değerlendirmesinde başvuru anındaki koşulların bütünü incelenmektedir.

Tipik Görünüm Biçimleri

Uygulamada kötü niyetli başvurular birkaç tanıdık kalıpta ortaya çıkmaktadır. İlk kalıp, yurt dışında kullanılan ancak Türkiye'de henüz tescil edilmemiş markaların, marka sahibinden önce davranılarak tescil ettirilmesidir. İkinci kalıp, distribütörlük, bayilik veya benzeri ticari ilişki içinde öğrenilen markanın, ilişkinin tarafınca kendi adına tescil ettirilmesidir. Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası bu duruma özel bir itiraz gerekçesi tanımaktadır: ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın markayı kendi adına tescil ettirmek istemesi halinde marka sahibi itiraz edebilmektedir. Üçüncü kalıp ise markayı kullanma niyeti olmaksızın, gerçek hak sahibine satmak veya piyasaya girişini engellemek amacıyla yapılan stok başvurulardır.

Gerçek Hak Sahipliği İtirazı

Kötü niyet iddiası çoğu zaman gerçek hak sahipliği ile birlikte ileri sürülmektedir. Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, başvuru tarihinden önce işaret üzerinde hak elde etmiş olan kişi, sonraki başvuruya itiraz edebilmektedir. Tescilsiz kullanım yoluyla işarete ayırt edicilik kazandıran, işareti piyasada fiilen bilinir hale getiren kişi, tescil sahibi olmasa dahi korunmaktadır. Bu itiraz gerekçesinin başarısı, önceki kullanımın tarihlenebilir delillerle ispatına bağlıdır.

“Tescil ilkesi, ilk gelen alır kuralı değildir; dürüst gelen alır kuralıdır.”

İtiraz Kaçırılırsa: Hükümsüzlük Yolu

Yayıma itiraz süresi kaçırılmış ve kötü niyetli başvuru tescil edilmişse, gerçek hak sahibinin elinde hükümsüzlük davası bulunmaktadır. Hükümsüzlük davalarında kural olarak dava açma süresi bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybı gündeme gelebilmektedir; marka sahibi, sonraki markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri sürememektedir. Ancak Kanun bu kurala kritik bir istisna getirmektedir: sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli ise sessiz kalma süresi işlememekte ve hükümsüzlük her zaman istenebilmektedir. Kötü niyet, bu yönüyle zamanın dahi temizleyemediği bir sakatlıktır.

Korunma Stratejisi

Kötü niyetli başvurularla mücadelenin en ucuz yolu, onlara hedef olmamaktır. Türkiye pazarına girmeyi planlayan işletmelerin, fiili giriş öncesinde marka başvurularını tamamlaması; distribütörlük ve benzeri sözleşmelere markanın tesciline ilişkin açık yasak hükümleri konulması; marka bülteninin düzenli olarak izlenmesi ve benzer başvurulara süresi içinde itiraz edilmesi, bu stratejinin asgari unsurlarıdır. Bülten takibi yapılmayan bir portföyde kötü niyetli başvurular çoğu zaman ancak tescilden sonra fark edilmekte, bu da mücadelenin maliyetini katlamaktadır.

Özet İlkeler

  • Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilmektedir; tescil edilmişse hükümsüzlük davasına konu olmaktadır.
  • Kötü niyet, başvuru anındaki koşulların bütünü üzerinden değerlendirilmektedir.
  • Ticari vekil veya temsilcinin izinsiz başvurusuna karşı marka sahibine özel itiraz imkânı tanınmıştır.
  • Başvuru tarihinden önce işaret üzerinde hak elde eden gerçek hak sahibi, sonraki başvuruya itiraz edebilmektedir.
  • Kötü niyetli tescillere karşı sessiz kalma yoluyla hak kaybı süresi işlememektedir.
  • Bülten takibi ve sözleşmesel önlemler, kötü niyetli başvurulara karşı en etkili korumadır.

Devin Patent, marka bülteni izleme ve itiraz süreçlerinde vekillik hizmeti sunmaktadır. Kötü niyete dayalı hükümsüzlük davaları, çözüm ortağımız Devin Law & IP tarafından yürütülmektedir.

Kaynaklar

  • 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, m. 6 ve m. 25 (mevzuat.gov.tr)
  • Türk Patent ve Marka Kurumu, yayıma itiraz süreçlerine ilişkin kılavuzlar (turkpatent.gov.tr)