Ana Sayfa Hakkımızda Hizmetler Ödüller Ekip Yayınlar Kariyer İletişim TÜRKÇEENGLISH Devin Law & IP — İstanbul
← Tüm Yayınlar
KategoriCoğrafi İşaret
Yayın Tarihi14 Ağustos 2026
Yazarlar
Uğurcan TekinOrtak
Alican TekinOrtak

Coğrafi İşaret Bir Mülkiyet Değil, Bir Yükümlülüktür

Coğrafi işaret başvuruları çoğu kez marka refleksleriyle hazırlanıyor: adı al, dosyayı elinde tut, kimin kullanacağını denetle. Bu reflekslerin neredeyse hiçbiri geçerli değil. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun Üçüncü Kitabı — 33 ilâ 54'üncü maddeler — tescil ettirenin adı bir üretici topluluğuna karşı değil onun adına elinde tuttuğu, yükümlülüklerin de tescil günü bitmek yerine başladığı kolektif bir düzen kuruyor.

İki Kategori, Tek Bir Ayırt Edici Soru

34'üncü maddenin birinci fıkrası coğrafi işareti, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işaret olarak tanımlıyor. Ardından kavramı ikiye ayırıyor.

(a) bendindeki menşe adı; coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya istisnai durumlarda ülkeden kaynaklanan, tüm veya esas özelliklerini bu coğrafi alana özgü doğal ve beşerî unsurlardan alan ve üretimi, işlenmesi ile diğer işlemlerinin tümü bu alanın sınırları içinde gerçekleşen ürünleri tanımlıyor. (b) bendindeki mahreç işareti ise coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülkeden kaynaklanan, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bu alanla özdeşleşen ve üretimi, işlenmesi ile diğer işlemlerinden en az biri belirlenmiş alanın sınırları içinde yapılan ürünleri kapsıyor.

Ayırt edici soru bu nedenle bağın ne kadar güçlü olduğu değil, sürecin ne kadarının sınır içinde geçtiğidir. Tamamı geçiyorsa dosya menşe adıdır; en az bir aşaması geçiyorsa mahreç işaretidir. İkinci fıkra, günlük dilde yerleşmiş ve coğrafi yer adı içermeyen geleneksel adların da her iki kategoriye girebileceğini ekliyor.

Üçüncü fıkra ayrı ve üçüncü bir kategori kuruyor. Geleneksel ürün adı, menşe adı veya mahreç işareti kapsamına girmeyen; ilgili piyasada bir ürünü tarif etmek için geleneksel olarak en az otuz yıl süreyle kullanıldığı kanıtlanan ve iki şarttan en az birini sağlayan adlardır: geleneksel üretim veya işleme yönteminden yahut geleneksel bileşimden kaynaklanmak, ya da geleneksel hammadde veya malzemeden üretilmiş olmak.

Ayrım niteliksel değil usulidir: bütün aşamalar sınır içinde mi, yoksa en az biri mi.

Kimler Başvurabilir — ve Tek Üretici İçin Tek İstisna

36'ncı maddenin birinci fıkrası başvuru hakkını üretici gruplarına; ürün veya ürünün kaynaklandığı coğrafi alanla ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına; ürünle ilgili olarak kamu yararına çalışan veya üyelerinin ekonomik çıkarlarını korumaya yetkili dernek, vakıf ve kooperatiflere; ve ürünün tek bir üreticisi varsa bu durumu ispat etmesi şartıyla o üreticiye tanıyor.

Sonuncusu yol değil istisnadır. 37'nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi tek üretici olma ispatını başvurunun zorunlu unsuru sayıyor; 36'ncı maddenin ikinci fıkrası da üretici gruplarını kanuni oluşumuna veya bileşimine bakılmaksızın aynı ürünün üreticilerinden oluşan birlik olarak tanımlıyor. Yani tüzel kişiliği bulunmayan fiilî bir üretici birliği başvurabilirken, tek bir şirket kural olarak başvuramaz.

Başvuru Bir Şartnamedir ve Şartname Kendi Denetimini de İçerir

37'nci maddenin birinci fıkrası dosyanın içeriğini sayıyor: işaretin adı ve türü ile tanıma uygunluk kanıtı; ürünün tanımı ve fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik ile duyusal özelliklerini açıklayan teknik bilgi ve belgeler; coğrafi alanın sınırlarını açıkça tanımlayan belgeler; üretim metodu ile varsa yerel üretim teknikleri, usul ve adetler; ürünün niteliği, ünü veya diğer özellikleri ile coğrafi alan arasındaki bağlantı kanıtı; ürünün o alandaki tarihsel geçmişi; kullanım biçimi ile varsa etiketleme ve ambalajlama usulleri; ve en çok hafife alınan unsur olarak, 49'uncu madde hükümlerine uygun olarak denetim biçimini ayrıntılı biçimde açıklayan bilgi ve belgeler.

Bu son unsur bir ek değildir. Denetim rejimini başvuran tasarlar, denetimi yapacak mercii adıyla belirtir ve tescilden sonra ikisiyle birlikte yaşar.

49'uncu Madde: Tescille Başlayan Yükümlülük

49'uncu maddenin birinci fıkrası denetimi, tescilli işaret ve adları taşıyan ürünlerin üretimi, piyasaya arzı veya dağıtımı aşamalarında yahut ürün piyasada iken kullanımının tescilde belirtilen özelliklere uygunluğunun denetimine ilişkin her türlü faaliyet olarak tanımlıyor. İkinci fıkra, denetimin başvuruda belirtilen ve Kurum tarafından yeterliliği onaylanan denetim mercii tarafından yerine getirileceğini; sicildeki denetim merciinde değişikliğin ancak Kurumun onayıyla yapılabileceğini öngörüyor.

Asıl yükümlülük üçüncü fıkrada: denetim raporları, tescilin Bültende yayımlandığı tarihten itibaren yılda bir Kuruma sunulur ve şikâyet olması hâlinde Kurum raporun süresinden önce sunulmasını isteyebilir. Dördüncü fıkra, rapor incelemesinde eksiklik çıkması hâlinde tescil ettirene bildirim yapılarak altı ay içinde eksikliğin giderilmesinin isteneceğini; süresinde giderilmemesi ya da denetim faaliyetinin usulüne uygun yürütülmediğinin tespiti hâlinde 43'üncü madde hükmünün uygulanacağını söylüyor.

Beşinci fıkra tescil ettirenin denetim masraflarını denetlenenlerden talep edebilmesine imkân tanıyor. Yedinci fıkra ise 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile diğer kanunlardaki hükümleri saklı tutuyor — 49'uncu madde denetimi, olağan gıda güvenliği denetiminin yerine değil yanında durur.

“Kanunda bir denetim sıklığı yok. Sıklık, şartnamede ne yazıyorsa odur — yani başvuran, tescilin ömrü boyunca ölçüleceği standardı kendisi belirler.”

Dosyayı Kaybetmek Gerçekte Neye Benziyor

43'üncü madde, bu rejimi marka uygulamasındaki hiçbir şeye benzemez kılan hükümdür. Tescil ettirenin 36'ncı ve 49'uncu maddelerdeki şartları sağlamadığına mahkemece karar verilmesi veya bu durumun Kurum tarafından resen tespiti hâlinde karar ya da tespit Bültende yayımlanıyor. Yayım tarihinden itibaren üç ay içinde 36'ncı maddedeki şartları taşıyan ilgililer tescil kayıtlarında değişiklik talebinde bulunabiliyor. Talep olmaması veya taleplerin uygun bulunmaması hâlinde hak sona eriyor; birden çok talep varsa Kurum en uygun olanı kabul ediyor.

Sıralama dikkate değer. Denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen tescil ettiren korumayı kaybetmekle kalmıyor; dosyayı, o yükümlülüğü üstlenmeye razı başka bir üretici grubuna kaptırma riskiyle karşılaşıyor. Tescil ayakta kalıyor; değişen şey emanetçidir.

Yargısal yol buna paralel işliyor. 50'nci madde, menfaati olanların mahkemeden hükümsüzlük istemesine üç sebeple izin veriyor: tescilin 33, 34, 35, 37 veya 39'uncu maddelerdeki şartlardan herhangi birine uygun olmaması; 36'ncı madde uyarınca başvuru hakkına sahip olanlarca yapılmamış olması; ve denetim işlemlerinin 49'uncu maddede belirtilen biçimde yerine getirilmemesi. Dava sicilde tescil ettiren olarak kayıtlı kişiye karşı açılıyor ve üçüncü fıkra Kurumun taraf gösterilmeyeceğini açıkça söylüyor.

İnhisari Olmayan Koruma

44'üncü maddenin birinci fıkrası korumanın tescil yoluyla elde edildiğini söylüyor. İkinci fıkra neyin önlenebileceğini sayıyor: ürün özelliklerini taşımadığı hâlde coğrafi işaretin ününden yarar sağlayacak şekilde ya da tescil kapsamındaki veya ilişkilendirilebilecek ürünlerle ilgili olarak, işaretin veya 46'ncı madde uyarınca kullanılması öngörülen amblemin ticari amaçlı doğrudan ya da dolaylı kullanımı; ürünün gerçek menşeini veya niteliğini belirten açıklamalar yahut stilinde, tarzında, tipinde, türünde, yöntemiyle, orada üretildiği biçimde gibi terimler içerse veya başka bir dile tercüme edilmiş olsa dahi, tescilli işaretin özelliklerini taşımayan ya da çağrışım yapacak şekilde benzeri olan ürün üzerindeki yanıltıcı kullanımı veya taklidi; ambalaj, tanıtım ve belgelerde yanıltıcı açıklama; ve amblemin yanıltıcı kullanımı.

Avrupa uygulamasından bilinen çağrıştırma kavramı Türk metninde bu ikinci bentte ve 53'üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde karşılığını buluyor; ikincisi, ürünün menşeini veya işaretin tercümesini içerse bile kötüye kullanım, taklit veya çağrıştıran şekilde kullanımı tecavüz sayıyor. Ayrı bir başlık altında düzenlenmemiş, ama içerik oradadır.

Buna karşılık 44'üncü maddenin yedinci fıkrası duruyor: tescil edilen coğrafi işaret tescil ettirene inhisari hak sağlamaz. Sicilde belirtilen şartlara uyan herkes adı kullanabilir. 46'ncı maddenin ikinci fıkrası coğrafi işaretlerde amblem kullanımını zorunlu kılıyor ve amblemin tescilli işaretle birlikte ürün ya da ambalaj üzerinde kullanılmasını arıyor; üçüncü fıkra ürünün niteliği elvermiyorsa işletmede görülebilir biçimde bulundurulmasını öngörüyor; dördüncü fıkra ise geleneksel ürün adının amblemsiz kullanımının bu Kanun hükümlerine tabi olmadığını söylüyor — yani o kategoride amblem zorunlu değil, ancak amblemsiz kullanım korumasızdır.

Neden Satılamaz

148'inci maddenin birinci fıkrası, coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı hakkının lisans, devir, intikal, haciz ve benzeri hukuki işlemlere konu olamayacağını ve teminat olarak gösterilemeyeceğini söylüyor. Yasak mutlaktır ve yukarıda anlatılan yapıdan çıkar. Sahibine inhisari hak vermeyen, şartnameye uyan her üretici tarafından kullanılan ve 43'üncü madde uyarınca Kurum eliyle başka bir emanetçiye geçebilen bir hak, ticarete konu bir varlık değildir. Tescil ettiren bir emanetçidir ve emanet devredilemez.

Ticari danışman açısından sonuç somuttur. Coğrafi işaret bilançoda görünmez, bir finansmanda rehnedilemez ve pay devriyle geçmez. Bir üretici grubu yeniden yapılandırılıyorsa korunması gereken şey bir adın mülkiyeti değil, grubun 36'ncı ve 49'uncu maddelerdeki şartları sağlamaya devam etme kapasitesidir.

Avrupa Yolu İki Yılda İki Kez Değişti

11 Nisan 2024 tarihli (AB) 2024/1143 sayılı Tüzük, 23 Nisan 2024'te yayımlandı ve 13 Mayıs 2024'te yürürlüğe girdi; (AB) 1151/2012 sayılı Tüzüğü yürürlükten kaldırarak şarap, distile alkollü içkiler ve tarım ürünlerini tek bir coğrafi işaret çerçevesi altında topladı. Bundan ayrı olarak (AB) 2023/2411 sayılı Tüzük el sanatları ve sınai ürünler için bir rejim kurdu ve 1 Aralık 2025'ten itibaren uygulanıyor — bu, Türk el sanatları coğrafi işaretleri için daha önce var olmayan bir Avrupa yolu açıyor.

Türkiye'nin AB sicilindeki varlığı kararlı bir program sayesinde hızla büyüdü: Ocak 2023'te sekiz olan tescilli Türk coğrafi işareti sayısı Ağustos 2026'da kırk altıya çıktı ve arkasında ciddi bir başvuru kuyruğu var. Yurt içinde ise sicil 1.881 tescilli ürünü aştı; yalnızca 2026'nın ilk yarısında 66 yeni tescil yapıldı.

Avrupa dosyası hazırlayanlar için bir uyarı: TÜRKPATENT'in AB başvuru usulüne ilişkin yayımlanmış bilgilendirmeleri bazı yerlerde hâlâ artık yürürlükte olmayan 1151/2012 ve 668/2014 sayılı Tüzüklere atıf yapıyor. Kurum 27 Ocak 2026'da güncel çerçeveyi yansıtan yeni bir AB Coğrafi İşaret Başvuru Kılavuzu yayımladı ve çalışılacak belge odur. Avrupa aşaması, Komisyon incelemesi için altı ay ve Resmî Gazete'de yayımdan sonra üç aylık itiraz süresi olarak işlemeye devam ediyor.

Kaynaklar